İtalya’nın Toskana bölgesinin başkenti olan Floransa, 13. yüzyıldan bu yana kültürel ve sanatsal bir cevher olarak kabul edilir. İtalyan rönesansının doğum yeridir.

1 – Uffizi Galerisi : Rönesans sanatının en önemli ve büyük eserlerinin salonlarında sergilendiği, Paris’deki Louvre müzesinden sonra dünyanın en büyük ikinci resim galerisi ünvanına sahiptir. Uffizi, giriş bileti almak için beklediğiniz uzun kuyruklara değecek muazzam bir sanat koleksiyonuyla karşılar sizi. Görülmesi şart olan Leonardo Da Vinci, Botticelli, Michalengo odaları bu ressamlara ait çalışmalarla müzenin en değerli kısımlarını teşkil eder.

uffizi gallery

2 – David’le buluşma: Michalengelo, en meşhur heykeli David’i yarattığında henüz 26 yaşındaydı. Beş buçuk metre uzunluğundaki bu heykel insan anatomisinin en gerçekçi, estetik ve doğal nitelikleriyle ortaya konulduğu bir şaheserdir. 15. yüzyılın başlarında bir özgürlük sembolü olarak Signoria meydanına yerleştirilir. Günümüzde heykelin bir replikası olan çalışma, eserin eski yerini dolduruyor olsa da orjinali artık Floransa Akademisi Galerisine taşınmıştır ve sanatçının diğer bir çok çalışmasıyla birlikte görülebilir.

The David

3 – Çiçekli Katedrali ziyaret: Orjinal ismiyle Basilica di Santa Maria del Fiore, yani Çiçeklerin azizesi Meryem kilisesi. Bildiğimiz katedrallerin ya da kilise yapılarının oldukça dışında bir dış cepheye sahip olmasıyla ilgi çekiyor. Keskin ve güçlü gotik mimari bir üslubun üzerine giydirilmiş, pembenin ve yeşilin dereceli tonları kullanılarak çiçeklere ve doğaya göndermelerle dolu tasvirlerden karakterini alan katedral, şehrin en eski meydanında, Toskana’nın artistik ve yeşil dokusuyla bütünleşiyor.

Cattedrale di Santa Maria del Fiore (Duomo di Firenze)

4 – Duomo’nun kubbesinden şehre bakış: Floransa katedrali kompleksinin bir parçası olarak katedralin hemen arkasında yer alıyor. Komşusu olan katedralin yanında ölçek bakımından sıra dışı bir büyüklüktedir ve dünyanın en büyük tuğladan inşa edilmiş kubbesi kabul edilir. Şehrin uzaktan panoramik bir görüntüsü alındığında göze ilk çarpan yapıdır. Duomo’dan daha yüksek bir şey inşa etmeyi yasak kılan şehir geleneği halen korunmaktadır. Bu sebepten ötürü şehrin bütününü izlemek ve Toskana’nın bitmek bilmeyen uzunluktaki kırlarının ufka değdiği manzaralara şahitlik etmek isteyenler için şehrin en iyi gözlem yeridir. Gün batımını izlemek, burada çok güzeldir. Dar, şekli bozuk, çok eski merdivenlerinden kubbenin en üst katındaki gözlem terasına çıkmak oldukça zor ve yorucu olsa da yukarıda bekleyen görüntüler enfestir. Yeşil Toskana’nın büyüleyici atmosferiyle karşılaşabileceğiniz, havasını teneffüs edebileceğiniz ender yerlerdendir.

128-Florence-Duomo-Roof

5- Ponte Vecchio: Şehri ikiye bölen arno nehrinin üzerine kurulu, iki yakayı birbirine bağlamak dışında üzerindeki ünlü mücevher dükkanları ile öne çıkan şehrin en eski köprüsü. İlk halinin 9. yüzyılda yapıldığı bilinen bu kemerli mimariye sahip üzeri kapalı köprünün üzerinden geçen çarşının dükkanlarında, değerli ve yarı değerli taşlarla meydana getirilen özgün tasarımlar satılıyor. Fiyatlar oldukça yüksek ama alışveriş esnasında pazarlık yapmak mümkün.

Ponte Vecchio Bridge

6 – Boboli bahçeleri : Piti sarayının hemen yanında, 16. yüzyıl Floransasının bahçe düzenleme sanatıyla yaratılmış ve aynı çizgide var olmaya devam eden, şehrin sükunetinin en çok hissedilebileceği huzurlu ve tarihi bir gezinti yeri. Ünlü Medici ailesinin tıpkı Uffizi sanat koleksiyonu gibi Floransa’ya bıraktığı yüzlerce hazineden biri olarak görülmeye hak ediyor.

Boboli Gardens

7 – Michelangelo meydanı : Şehre bir de uzaklardan bakmak isteyenler, Floransa’ya karşıdan bakan bir tepede kurulu bu meydanda kendilerini buluyorlar. Arno nehri, üzerindeki köprüler ve şehrin her iki yakasının eteklerine doğru uzandığı yeşil Toskana yamaçlarını izlemek için daha iyi bir yer olamaz.

8 – Gelato gerçeği : Hiç şüphesiz Gelato bir italyan dondurma klasiği olarak ülkenin her yerinde tadılabilir bir şey olsa da bence en lezzetli olanları Floransa’da yapılıyor. Yazın hararetli günlerinde mevsim meyveleri ve tropikal meyvelerle hazırlanmış olanlar çok seviliyor. Benim kişisel tercihim ise kakao oranı yüksek bitter çikolatalı ve tiramisulu türleri yönünde. Tarihi Floransa’nın sokaklarında dolaşırken hemen her köşe başında geleneksel bir gelato dükkanına rastlamak mümkün.

9 – Opera dinlemek : Eğer benim gibi bir opera aşığıysanız, Opera sanatının 16. yüzyılda Floransa’dan çıktığı gerçeği bu şehirde italyan operasının başyapıtlarının sahnelendiği salonlara sizi ister istemez çeker. Odeon Tiyatrosu ve Santo Stefano büyüklükleri ve ihtişamlarından yayılan atmosferleriyle opera sanatçılarının performanslarını daha da güçlü kılar, izleyicilerine görsel ve duyumsal büyük bir estetik duygusu aşılar.

10 – Gastronomik ziyaretler : Tipik Toskana mutfağıyla tanışmak için daha heyecan verici bir şehir olamaz herhalde. Katedralin bulunduğu meydana çıkan sokaklarda ve civar caddelerde her keseye uygun restoran, kafe bulunabilir. El yapımı makarnaların yöresel şaraplarla servis edildiği küçük ve yerel işletmeler keyifli, uzun öğle yemekleri yemek için idealdir. Kahve arası için Osteria Caffè Italiano mükemmel bir seçimdir. Akşam yemeği tercihi için Michelin yıldızlı yüzlerce restoran arasında seçim yapmak ise size kalmış.

“http://www.viaichelin.com/web/Restaurants/Restaurants-Florence-_-Firenze-Italy?strLocid=31NDFoOTAxMGNORE11TnpZNE56TT1jTVRFdU1qVTJPUT09″