Bir seyahat sonunda aldığım şeylerle ilgili yazı yazmak pek alışkın olduğum bir şey değil. Ancak eve dönüşün ardından, Katmandu-İstanbul yolculuğunda üç kat ağırlaşarak bana eşlik eden bavulumu açtığım zaman değişik zamanlarda, farklı duygular ve beğenilerle alınmış onlarca objenin her birinin sıra dışı bir güzelliği ve değeri olduğunu fark ettim. Bununla ilgili bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm.

Nepal’e varır varmaz ilk gözünüzü alan şey capcanlı, iç açıcı tonlarıyla kırmızılar, morlar, turuncular ve sarılardır. Özellikle kadınlar arasında kırmızı giyinmek neredeyse bir klasiktir ve kollarındaki sıra sıra tel bilezikleri, boyunlarına bir kaç kat doladıkları boncuk kolyeleri de yoğunlukla kırmızıyı tamamlayan yine kırmızı, turuncu bazen de altın rengindedir. Eğer renklerle aranız iyiyse, özellikle benim gibi kırmızıya ve mora düşkünseniz ve bu renklerin naturel ve canlı tonlarını kendi ülkenizde bulmakta zorlanıyorsanız, bitki köklerinden geleneksel usullerle elde edilen doğal boyalarla boyanmış ipliklerle dokunmuş ürünlerin aynı renginin onlarca tonuyla karşılaşacağınız dükkanlardan uzun süre çıkamayacaksınız demektir.

Bu gidişimde de tıpkı ilkinde olduğu gibi daha ilk günden, kendimi Thamel meydanında bir kaşmir dükkanında buldum. Nepal kaşmiri dünyanın en kaliteli kaşmiri olarak bilinir. Tibet öküzü yününden üretilir ve yumuşacık, sıkı bir dokusu vardır. Kaşmir satın alırken satıcı hangi kalitede bir ürün istediğinizi sorar önce. Çünkü kaşmir etiketine sahip her ürün aslında yüzde yüz kaşmir değildir. En yüksek kaliteye sahip bir kaşmir ürün, başka bir iplik türü ile karıştırılmamış, boyanmamış ve hayvanın çene bölgesindeki kıllardan üretilmiş olanıdır. Kaşmir iplik, işleme tabi tutulduğu ölçüde değerini yitirmeye başlıyor. Kök boyasıyla boyanmış renkli kaşmirler bu yüzden renksiz, bej-gri tonlarındaki kaşmirlerden %10-15 daha uygun fiyatlara satılır. Dürüst bir satıcı size beğendiğiniz ürünün yüzde kaçının kaşmir, yüzde kaçının pamuktan oluştuğunu söyleyecektir. Bu sefer kendime beyaz üzerine işlenmiş mavi motiflere sahip bir kaşmir şal, kardeşlerime ise sade renkli olanlardan satın aldım. Yüzde yüz bir kaşmir fiyatı ortalama 70-80 dolar civarında dense de bu fiyat pazarlığa açıktır ve bir kaç ürün birden aldığınızda neredeyse etiket fiyatının yarısına düşürebilirsiniz. Kaşmirin yanı sıra ipek paşminalar, nakışlı şallar, rengarenk ipek fularlar da dikkatimi çeken aksesuarlardı. Sonbaharın kendini hissettirdiği bugünlerde Baktapur’dan aldığım siyah, çiçek nakışlı şalımı ise severek kullanmaya başladım bile.

IMG_0854-001

Kadınların takıp takıştırmayı, süslenmeyi bu kadar çok sevdiği ve günlük rutinlerine doğallıkla dahil ettiği başka bir kültür görmedim. Nepal’e yolu düşen herhangi bir kadının bir kaç parça süs, takı eşyası satın almadan dönebileceğini asla düşünemiyorum. Cam, bakır, mine, iplik, tahta, gümüş gibi malzemelerden tutun da yarı değerli taşlar kategorisine giren turkuaz, mercan, aquamarin, kuartz gibi madenler, yaratıcı ve geleneksel formlarla bir araya geldiğinde ortaya takmaktan vazgeçemeyeceğiniz takılar çıkıyor. Kathmandu’da Tamel meydanı ve civarında gösterişli vitrinleriyle sizi içeriye davet eden pek çok tasarım dükkanlar görürsünüz. Buralarda doğal taşlarla yapılmış tasarımların, geleneksel ve modern yorumları bir arada satılır. Ve elbette biraz pahalıdır. Durbar meydanı denilen tarihi meydanın sonuna gelindiğinde öğle saatlerinden itibaren serilmeye başlayan yüzlerce irili ufaklı tezgahta hem daha uygun fiyatlı hem de daha özgün etnik takılar bulmak mümkündür. Bunların yanında dini, mitolojik temalı maskeler, heykeller, tesbihler ve yine Katmandu vadisi kültüründen esinlenmiş tasarım objeleri de bu tezgahlarda satılan belli başlı şeyler. Kathmandu’nun en eski hindu tapınağı Pasipatunah’ın çıkışında da küçük tezgah dükkanlarda boncuklar, kolyeler, bileklikler, doğal boyalar en çok satılan şeyler arasında. Katmandu’nun Budist tapınak alanı olan Boudnatah ve civarında da Tibet tasarımları içeren aksesuar dükkanlarında çok zevkli parçalar bulmak mümkün.

IMG_9997-001

IMG_9993-001

IMG_9806-001

IMG_9596-001

Aşağıdaki fotoğrafların ilkinde Kathmandu’dan aldığım parçalar var. Lacivert lapis kolyem şu aralar en favori takım. 2011 senesinde Katmandu’nun köylerinden birinden aldığım Om yazılı kolye uçlarımı kullanmasam da severek saklıyorum.

IMG_0808-001

IMG_0810-001

Makyaj yapmak, mücevherat takmak gibi genel olarak güzelleşmek, süslenmek amaçlı yapılan eylemler Nepal’de daha çok dini ve geleneksel anlamlar yüklenerek yapılıyor. Örneğin kadınların ve çocukların gözlerinde kalın çekilmiş sürmeler, nazara karşı alınan bir önlem. Yine hemen her kadın ve erkek alnının üst ortasına kırmızı bir leke taşır. Hindu kültüründe çok yaygın olan bu işaret tanrıya kulluğu temsil eder. Yine hem kadınlarda, hem erkeklerde burun hızması, kulaklarda çok sayıda küpe taşımak yaygındır. Alnın tam iki kaş arasına gelecek bölgesine yapıştırılan bindi ismi verilen parlak taşlar ise Nepal’de iken benim severek kullandığım, farklı renk ve motiflerde bir sürü edindiğim aksesuarlardan oldu. Bindilerin de renklerine göre farklı anlamları olduğunu yerli bir kadından öğreniyorum.

IMG_0816-001

Bu yolculuğa çıkmadan önce, aklımda oradan almayı planladığım bir kaç kitap vardı. Bir süredir mandala çizimleriyle ilgileniyordum. Hint ve tibet kültürlerinde binlerce yıldır var olan mandalalarda konu, insan ve evren ilişkisi. Kelime olarak daire anlamına gelen mandala, her zaman yuvarlak bir anahata sahip. Dairenin bir geometrik şekil olarak varlığın sınırlı ve sınırsız her iki boyutunu da temsil yeteneği vardır, bütün anlatımlar bu daire içinde yapılır. Bu konu üzerine kitaplar arama üzere yola koyulduğumda Kathmandu’da Tamel meydanı civarında gerçekten iyi kitapçılar keşfettim. Bunlardan bir tanesinde Mandalalar ile ilgili istemediğim kadar kitap buldum, aralarından seçim yapmak zor oldu. Bir diğer kitap dükkanı Tibetan bookstore ise içinde saatlerce kalmak, bütün raflarını karıştırmak isteyeceğim türden bir yerdi. Katmanduya bir kaç km uzaktaki Patan şehrindeki sanat müzesinin müze shopunda da nefis kitaplar vardı. Orda da kitap alışverişine devam ettim.

IMG_0859-001

IMG_0867-001

IMG_0866-001

IMG_0882-001

Mandala demişken, Nepal’e özgü bir sanat dalı olan Tanka’dan ve tanka atölyelerinden bahsetmeden geçmek olmaz. Mandala çizimleri bir sanat dalı olarak Tanka formunda gelişmiş. Kağıt ya da kumaş üzerine değişik türlerde çizim, boyama teknikleri mevcut. Sanırım Nepal’den alınacak en değerli şeylerden biridir tanka çalışması. El sanatlarının merkezi Patan şehrindeki bir Tanka satıcısı, mandalaları açıklayarak bize elindeki koleksiyonun parçalarını teker teker gösterdi. Bunlardan iki tanesi çok dikkat çekiciydi. Birisi Hayat tekerleği, diğeri ise meditasyon üzerineydi.
Hayat tekerleği, ya da the wheel of life, varoluşun karşıt güçler prensibini anlatan, hindu ve tibet felsefesinde karma olarak nitelendirilen kavram üzerine bir çizim. Karma düşüncesine göre, evrende iyilik ve kötülük bir aradadır. İyiliği iyilik, kötülüğü kötülük çeker. Bu yüzden insan hem düşünce hem de aksiyon bağlamında her iki dinde de bireysel olarak sorumludur. Yeniden diriliş anlamına gelen reenkarnasyon, karma prensibiyle işler. Hinduizmdeki reenkarnasyon inancı, bir bedende hayatını tamamlayan ruhun başka bir varlık formunda tekrar dünya gelmesi gibi mistik bir olguya dayanırken budizmde daha spirütüel bir gerçekliğe gönderme yapar. Budizme göre insan, ömrü boyunca defalarca yenilenir, aslında her an bir diriliş, bir ölüm anıdır. Şu anki düşüncelerimiz, isteklerimiz, eylemlerimiz bir sonraki anın tohumlarını atar. Kısacası bir ruh, aynı bedende çok kere reankarne olur.

03_Wheel-of-life-001

Bir diğer mandala tankası ise Budizmde meditasyon olarak adlandırılan ibadet formu, kişinin içine dönerek kendini anlama yolculuğu ve bunun bütün aşamalarının anlatıldığı çizim. Budha karakteri de denilen, gerçekliği kavramış, aydınlanmış evrensel insanın içsel halinin bir haritası gibi. Bir tanka, boyutuna ve sanatçısının yeteneğine göre fiyatlandırılıyor. Genellikle 30 dolardan başlayan fiyatlar, masterpiece bir parçada 100 dolara kadar tırmanabiliyor. Bunun dışında hindu tanrı ve tanrıça tasvirleri, doğadaki mükemmel uyum betimlemeleri tanka sanatının diğer konuları. Aslında bir tanka almayı bu sefer çok istiyordum. Ama mandalaların anlam ağırlığı üzerime ordayken dahi öyle çöktü ki, henüz içselleştiremediğim bir bilginin eserini duvarıma asmanın pek bana göre olmadığını düşünüp vazgeçtim.

Mandala-Kalachakra-001

Aklımdan bir singing bowl almak(türkçeye nasıl çevireceğimi bilemedim) ise geçmiyorken, Boudnatah civarında yaptığım yürüyüş esnasında bir singing bowl satıcısına girmemle birlikte, bana takdim ettiği bowl’lardan bir kaçını denemem sonucunda 20 dakikadan az bir sürede bir singing bowl sahibi oldum. Çok eski çağlardan beri Tibet geleneğinde var olan bu çanaklar, meditasyon sırasında kullanılır. Özelliği ise insanın enerji alanına tesir edebilecek bir frekansta, çok katmanlı bir ses üretmesi. Kendine has bir çalma usulü var. Farklı boylarda üretilir. Benim aldığım küçük boy, tabanı avuç içine tam yerleşen bir Tibet modeli. Nepal ve Tibet dışında budist kültürün yaygın olduğu Çin ve Japonya’da da bunlardan görülür. Japonya ziyaretimde Kyoto’daki zen tapınaklarında oldukça büyük boyutlarda olanlarına rastlamıştım.

Singing bowl alırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Farklı metallerden üretilen bu çanakları eğer sadece iç dekorasyon veya hatıra objesi olarak alıyorsanız uygun fiyatlı olan ve tek bir metalden yapılanlarından almanız yeterli. Yalnız tek bir metal türü kullanılarak imal edilenlerinin çıkardıkları sesten bir hayır beklemeyiniz. Aslına uygun bir şekilde üretileni yedi metalin alaşımından oluşmakta. En iyileri Tibet’teki el atölyelerinde üretilenleridir ve nispeten pahalıdır. Ayrıyeten, singing bowl denenerek alınması gereken bir şeydir. Aynı zamanda bir ses terapisi aracı olduğundan bu etkisini görebilmek için kullanacak kişinin kendi bedeniyle harmonik bir duygu oluşturabilen bir bowl’a yönelmesi gerekir.

IMG_0835-001

Nepal, bütün Hint kökenli kültürlerde olduğu gibi milattan önceki dönemlerden beri yoğun bir sembolizmin etkisi altında bir coğrafyadır. Sokak hayatında, tapınaklarda, evlerde, ritüellerde, insanların bedenlerinde, kısacası her yerde sembolik anlatımlar vardır. Bu anlatımlar en çok heykeller, maskeler, danslar, beden duruşları, mudralar(el duruşları), tatto lar, takılar yoluyla günlük hayatta yansımalarını bulmakta. Turistlerin en çok satın aldığı şeylerin başında maskeler geliyor. Hindu dansları sırasında yüzlere takılan maskelerin yanı sıra boyu bir metreye varan dekoratif maskeler de bulunuyor. Katmandu’da Thamel civarında bir çok maske atölyesi var. Almayı düşünmüyorsunuz bile buraları görmek eğlenceli bir tecrübe olabilir. Minyatür boyutlardan devasa büyüklükte olanlarına kadar Buda heykelleri, şans getirdiğine inanılan charmlar da turistik tezgahlarda en çok görülen objeler.

IMG_9802-001

IMG_9575-001

Doğal taş madenlerinin zenginliği ile bilinen Katmandu vadisinden çıkartılan taşların mücevherat dışında tesbih yapımında da yoğunlukla kullanıldığı görülür. Swayambuna tapınağına yakın bir tesbih dükkanında geçirdiğim yarım saat boyunca almak istediğim tesbihi seçmekte çok zorlandım. Yüzlerce çeşit taş türü, göz alıcı işçilikler arasında aklım karıştı. Hangisini alacağımı bilemedim. Bu kadar güzel ve çok seçenek olunca seçim yapmanın pek kolay olmadığını belirtince, dükkan sahibinin önerisine kulak verdim: “Aklınıza danışırsanız işin içinden çıkamazsınız, kalbiniz hangisine yöneliyorsa onu alın”. Ve daha dükkana girer girmez gözüme ilişen pembe kuvartz taşından yapılmış tesbihe uzanıverdi elim.

IMG_9571-001

IMG_9579-001

Katmandu’da son akşam. Yemeklerini kendi damak zevkimize daha yakın bulduğumuz favori restoranımız Rumdoodle’dayız. Yemeğin ilerleyen saatlerinde biraz hava almak için restoranın dış kapısına çıkıyorum. Thamel akşam 9 sularında hala canlı, renkli. Köşedeki halı mağazasının vitrinine gözüm gidiyor, desenlere hayran hayran bakarken dayanamıyor ve içeriye giriyorum. Vitrindeki ürünlerden kat be kat güzellerini teker teker açıyor benim için dükkan sahibi. El tezgahlarında dokunmuş bu ipek halıların Hindistan’ın Kaşmir bölgesinden geldiğini söylerken kendisinin de Kaşmir asıllı bir müslüman olduğunu, iş için geldiği Katmandu’da 20 senesini doldurduğunu söylüyor. İstanbul, Kaşmir, Katmandu ekseninde dönen sohbetimizin arasında bir müslüman Hintli olarak burada yaşamanın nasıl olduğunu soruyorum, merakımı yenemeyerek. Verdiği cevap aslında beklediğim, benim şaşırtmayan türdendi. “Madam, Nepalliler öyle şeyleri pek önemsemez. Biz hindu, budist arkadaslarımızla aynı masada yemek yeriz, sohbet ederiz, dinlerimizin bizi ayırdığına inanmayız. Çünkü inandığımız tanrı birdir. Nepal’i çok seviyorum. Buradan ayrılmayı hiç istemem” diyor. Oradan aldığım iki halıyı, kendisinin bana hediye olarak verdiği zevkli bir el çantasıyla beraber yüklenip restorana, oradan da otele dönerken artık alışveriş faslı da bitmişti, Nepal seyahati de.

En azından bu seferlik.

IMG_0891-001

IMG_0885-001