IMG_2225-001

Nepal’in en önemli ve büyük şehirlerinden biri de Patan, ism-i diğer Lalitpur’dur. Patan’ı diğerlerinden ayıran karakteristik yönü, bir çok geleneksel sanat ve zanaat kolunun binlerce yıldır yavaşlamayan ritmiyle ve tükenmeyen canlılığıyla icra edildiği, öğretildiği ve yaşatıldığı bir sanat merkez konumunda olmasıdır.

Başkent Kathmandu’dan ortalama bir saat sürecek bir araba yolculuğuyla Patan’a ulaşmak mümkün. Bu yüzden Kathmandu ziyaretiyle birleştirilmesi şart olan, oralara kadar gidip de görülmemesinin büyük bir eksiklik olacağını düşündüğüm bu harikulade yeri tanımlamak için en eski yerleşimcileri ‘güzel şehir’ manasında Lalitpur demeyi uygun görmüşler

Tıpkı Kathmandu ve Bakhtapur’da olduğu gibi eski şehirlerin merkezlerinde görülen Durbar meydanlarından birisi de burada. Patan’ın tarihi merkezi, Durbar meydanı ve bu meydanın şehrin diğer kısımlarıyla bağlantısını sağlayan sokakları ekseninde genişliyor. Şehrin girişindeki yüksek bir binanın üst katlarından bakıldığı takdirde burasının, meydandaki yerleşim planındaki mükemmel düzeni, birbiriyle kesişen üçgen çatıların yarattığı gözleri dinlendiren geometrik estetiği, altın ve toprak renklerinin yarattığı mücevher etkisi ve arka fonda yükselern Himalayalar’ın silüetiyle, bir bütün olarak Lalitpur sıfatının fazlasıyla hak ettiği görülür.

Güçlü ve göz alıcı mimari zenginliği kültürel mirasın önemli bir bölümünü oluştursa da Patan’da asıl zenginlik, geleneksel sanat dallarının yaşatıldığı atölyelerle dolu eski sokaklarda. Yaratıcılığın hayat ışığıyla aydınlanan bu loş sokaklarında şehrin, zanaatkarların uğraşı halinde oldukları malzemelere ve nesnelere aktardığı yoğun ilgi ve emeğin hayranlık uyandırıcı, mükemmel meyvelerini izlemek için bir kaç saat dolaşmak gerekiyor. Hindu ve Budizm sembolizmden ilhamını alan heykeltıraşçılık şehirdeki en baskın zanaat türü. Binlerce yıllık bir resim sanatı olarak günümüze gelen Thangka’da ele alınan konular ise mantralar ve ilahi semboller. Nepal ve Tibet’e özgü bu güzel sanat, içerdiği teknik açısından çok ince olduğu kadar net çizgilerle icra edilen, hem zihinsel ve hem de bedensel son derece yüksek bir kendini veriş gerektiren meditatif bir sanat türü. Thangka atölyelerinde gördüğüm ustaların önlerindeki kağıda aktardıkları anlamın etrafında çizgileriyle çıktıkları serüveni bir kaç metre ötelerinden izlerken hissettiklerim, tam da o anın farkına varış ve odaklanmanın gücüyle ilgiliydi. Bir diğer zanaat kolu olan ağaç oymacılık zaten şehrin eski, yeni hemen bütün yapıların pencerelerinde, kapılarında, dış cephe süslemelerinde kendini gösteriyor, dış mekanlara görkem katıyor. Yarı değerli taşların gümüşle alaşımından yaratılan, cam, ahşap ve boncuk gibi materyallerin kullanıldığı otantik ve nadir takılara kadın yanım büyük bir zaafiyetle yaklaştığından, en çok takı alışverişi yaparak ayrılıyorum buradan. Parmaklarıma bol geldiği halde birilerine veririm düşüncesi ile büyük bir sevgiyle satın aldığım, gümüş üzerine turkuaz ve mercan gömmeli yüzükler de dahil.

Toprak tonlarının şehrin silüetinin sivri hatlarını yumuşattığı bu güzel şehirde fotoğraf çekmekten çok keyif almıştım. Gün batımı ve gün doğumu vakitlerinde çekilen dramatik kareleri burada günün her hangi bir saatinde yakalayabilme hali, Lalitpur’u renklerin, gölgelerin ve dokuların birbirine geçtiği bir açık hava stüdyosuna dönüştürüyor.

IMG_2325-001

IMG_2316-001

IMG_2301-001

IMG_2285-001

IMG_2277-001

IMG_2271-001

IMG_2269-001

IMG_2265-001

IMG_2250-001

IMG_2248-001

IMG_2334-001

IMG_2467-001

IMG_2463-001

IMG_2243-001

IMG_2237-001

IMG_2226-001